Sürecin nörolojik etkileri

Bu süreçte; bağışıklık kazananların, ayakta atlatanların arttığını söyleyen Nöroloji Uzmanı Dr. Sema Targıt Akbaşak, hastalıktan hiç haberi olmadan geçirenlerin bir kısmının beyin ve sinir sistemi tutulumuna maruz kalabileceğine dikkat çekti. Yıl sonuna kadar hem evde, hem işte, hem de sokakta kişisel ve toplumsal tedbirlere uymanın önemine değinerek, risk oluşturan durumları hatırlattı.

Bu süreçte; bağışıklık kazananların, ayakta atlatanların arttığını söyleyen Nöroloji Uzmanı Dr. Sema Targıt Akbaşak, hastalıktan hiç haberi olmadan geçirenlerin bir kısmının beyin ve sinir sistemi tutulumuna maruz kalabileceğine dikkat çekti.

Yıl sonuna kadar hem evde, hem işte, hem de sokakta kişisel ve toplumsal tedbirlere uymanın önemine değinerek, risk oluşturan durumları hatırlattı.

 

Bu süreçte; bağışıklık kazananların, ayakta atlatanların arttığını söyleyen Nöroloji Uzmanı Dr. Sema Targıt Akbaşak, hastalıktan hiç haberi olmadan geçirenlerin bir kısmının beyin ve sinir sistemi tutulumuna maruz kalabileceğine dikkat çekti. Yıl sonuna kadar hem evde, hem işte, hem de sokakta kişisel ve toplumsal tedbirlere uymanın önemine değinerek, risk oluşturan durumları hatırlattı.

“Burun maskenin içinde olmalı”

Havaların ısınmasıyla birlikte dışarıda olan kişilerin maske kullansalar bile burunlarının dışarıda olduğuna dikkat çeken Çevre Hastanesi doktorlarından Dr. Sema Targıt Akbaşak şöyle konuştu: “Virüs burun yoluyla kolayca vücuda giriyor, koku siniri yolu ile beyine ulaşıyor, merkezi sinir sistemi ve/veya sinir-kas sistemlerini tutabiliyor. Hastalıktan hiç haberi olmadan geçirenlerin bir kısmı, beyin ve sinir sistemi tutulumuna maruz kalabiliyor. Bunların göz önünde tutulması çok önemli, çünkü bu hastalık belirtileri sadece nörolojik hastalık zannedilip bulaşıcılığı devam etmekte olan kişilerin izole (korumalı) ortama alınmamasına sebep oluyor. Bu da gizli bir tehlike oluşturuyor.”

Yaşam Alanlarında ki Riskler: Kalabalık Aileler, Tuvaletler!

Adım adım normalleşme süreci başlasa bile tedbirleri sıkı tutmak gerektiğinin altını çizen evlerde dâhil, tüm kapalı mekânlarda ki tuvalet kapaklarını kapalı tutmak gerektiğine dikkat çekti.

 

Özellikle büyükşehirlerde, yüksek katlı binalarda birbirini tanımadan yaşayan kişilerin tuvalet yoluyla virüs bulaşmasını engellemek için klozet kapaklarını kapalı tutmaları gerektiğini hatırlatan Dr. Targıt Akbaşak; “ Bir tuvalet sifonu havaya 8000 damlacık bırakır. Enfekte kişilerin bağırsak hareketlerinde en azından viral RNA salgıladıkları açıktır. Tuvalet kapağı aslında uçuşan damlacıkların yapıştığı yerdir. Elimizle tutarak, açılır ve kapanır. O zaman esas temiz tutulması gereken yer kapak ve etrafıdır. Çamaşır suyu ile yıkamalı, bol su ile durulamalıyız. Kullanma sırasında bir torba takılıp, her kullanımda tersten çıkarmalı ve yenileyerek bir sonra ki kullanıma temiz bırakmalıyız. Özellikle umumi kullanılan tuvaletlerde tek kullanımlık klozet kâğıtları veya kılıfları tercih edilmelidir. Sifon çekerken ve çektikten sonra klozet kapakları kapalı tutulmalıdır” dedi.

Ayrıca toplu yaşayan 20 metrekareye 10 nüfus düşen, doğru dürüst temizlik imkânı olmayan evler veya barınakların, esas tehlikeyi oluşturduğunu sözlerine ekledi.


Hibya Haber Ajansı

Okunma